Haftalardır mecliste görüşülmesi beklenen vergi tasarıları konuşuluyor.

Tasarı bir türlü meclise indirilemiyor. Sanırım nedeni, yükü kimin kaldıracağının tam olarak tespit edilemiyor olması.

Tasarı genel olarak incelendiğinde, gereksiz bazı düzenlemeleri olmakla birlikte, nereden buldun sorgulaması, borsa ve kripto paraların vergi kapsamına alınması, gayrimenkul sektörünün alım satım aşamasındaki vergi düzenlemeleri gibi radikal kararlar bulunmaktadır.

Ancak dışarıya yansıyan bilgilere göre, bu radikal düzenlemelerin tamamının tasarıdan çıkarıldığı belirtilmektedir.

Bu temel çözümler tasarıdan çıkarılmışsa, tasarı içi boş bir hale getirildiği anlaşılmaktadır. Yani aynı kazların tüyleri yolunmaya devam edecektir.

Bu durumu şuna benzetmek mümkün. Bir binanın nasıl sağlam yapılacağını aslında biliyoruz. Teknik olarak kaçlık demir kullanılacağı, beton kalitesi ve kolon- kiriş durumunun ne olacağı bellidir.

Ama böyle bir yapının yüksek bir maliyet olacağı da kaçınılmazdır. Bu yüksek maliyette birilerinin işine gelmeyeceğinden bina sağlıklı yapılmadan son örneklerde olduğu gibi piyasaya sürülecektir, bu binanın kendiliğinden çökmesi kaçınılmazdır.

Ben şu andaki vergi tasarısında buna benzetiyorum. Tasarı tüm haliyle incelendiğinde doğru bir vergilendirmenin nasıl olması gerektiği biliniyor. Kaçakçıya, vurguncuya, uyuşturucuya v.s harcamalarının kaynağının sorgulanması gerektiğinin farkındalar. Ama bir türlü sonuç yok. İsteniyor ama birilerine çarpıp geri dönüyor. Bu birileri kim? Harcamayla gelirin sorgulamasından niye rahatsızlar. Bu sorunun ısrarla sorulması ve yanıtının alınması toplumun geniş kesimlerinin arzusu değil mi?

1999 yılında sayın Zekeriya Temizel böyle bir yasa yapmıştı, ama ne yazık ki hiç uygulanmadan bu hükümet tarafından kaldırıldı.

Oysa, böylesi bir düzenleme binalarda sağlıklı kolon ve kiriş neyse aynı durumdadır. Tüm vergi sistemi bu kolon ve kirişler üzerine kurulur. Bu temele oturtulamayan tüm vergi düzenlemeleri palyatif çözümdür. Temel bir çözüm değildir.

Çulsuzun teki iken bir anda lüks bir yaşam içinde olana bir şey soramayacaksın ama şirketlerin devreden KDV’lerine göz dikeceksin. Vergi sisteminin temelini dinamitleyip, gelir dışında bir de hasılattan vergi almaya kalkacaksın.

KDV yasasının temeli ödenen KDV’nin, tahsil edilen KDV’den mahsubuna dayanır. Stokları fazla olan veya inşaat şirketlerinde olduğu gibi devreden KDV sürekli bulunmaktadır. Aslında bu devreden KDV’ler şirketlerin devletten olan alacağıdır.

Nitekim, sayın Naci Akbal Maliye Bakanı olduğu dönemde İzmit’te SMMM odasındaki konuşmasında bunların şirketlere bir şekilde ödeneceğini ifade etmişti. O yıllarda devreden KDV tutarları 150 milyar TL idi.

Bugün bu rakam1,2 trilyon TL seviyesine ulaşmıştır. Tasarıda bu tutarlar müfettiş incelemesi sonrası gider yazılacağı belirtilmektedir. Neymiş efendim, zombi şirketler (nayloncular) varmış ve bu KDV’lerin çoğu böyle oluşmuş. Mümkündür biliyoruz ki incelemelerin %85 i de bu yönde ama hala sonuç alınamadı NEDEN ?

İnanıyorum ki, NEREDEN BULDUN Sorusu sorulabilse, bu sorunda ortadan kalkacaktır. Zombi şirket yöneticilerine, kardeşim sen yıllardır zarar ediyorsun bu harcamalarının kaynağı ne? Diye niye sorulmuyor.

Mevcut iktidarın anlayışıyla bu konuda daha çok tasarılar çıkartırız. Sadece abalıya vurur vurur geçeriz. O garipler de buna ne kadar dayanır bilemem.

SON SÖZ:

Sorunlar çözülmez, sorunların nedeni ortadan kaldırılırsa, sorun kendiliğinden yok olur. Bizce vergi sistemimizde sorunların nedeni “NEREDEN BULDUN” Sorusunun sorulamamış olmasıdır.