I- GİRİŞ

İşletmeler faaliyetlerini öz kaynakları ile finanse edebilecekleri gibi, gerek duyduklarında yabancı kaynaklara da başvurabilirler. Bu kaynaklardan biride ortaklardan sağlanan borçlanmalardır. Öz sermayenin getirisi, kardır. Bunun aşındırılması veya sermaye unsurlarına faiz veya benzerlerinin ödenmesi, ortadan kaldırılması örtülü sermayenin konusunu oluşturur.

Tekdüzen Muhasebe Sisteminde([1]), Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri uyarınca bilânçonun aktifinde yer alan, (131–231) Ortaklardan Alacaklar, pasifinde yer alan (331–431) Ortaklara borçlar hesabı, muhasebe sistemindeki açıklama ve işleyişine uygun olarak muhasebeleştirilir. Gerçek Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri için örtülü sermaye ve transfer fiyatlandırılması, 5615 sayılı Kanunla GVK’nun 41. maddesinin birinci bendinin 5. fıkrasına eklenen madde ile KVK’nun 12 ve 13 maddesinde düzenlenmiştir.

Hesap planı, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri uyarınca İşletmenin Bilânçosunda varlıklar, pasifinde ise kaynaklar altında gruplandırarak, işletmelerin aynı muhasebe hesap planlarını kullanmasını ve önceden belirlenmiş analiz ve tekniklere göre hazırlanmış, kodlanmış hesap listesinden oluşmasını amaçlamıştır.. Hesap planında Aktifte duran ve dönen varlıklar grubu altında Diğer Alacaklar kısmından oluşan 131–231 No.lu hesaplar; İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme vb. nedenlerle) ortaya çıkan ortaklardan alacak tutarının izlendiği hesaplardır. 331–431 No.lu hesaplar ise Pasifte Kısa Vadeli Yabancı kaynaklar başlığı altında diğer Borçlar (331) ile Uzun Vadeli Yabancı kaynaklar Başlığı altında Diğer Borçlar (431) şeklinde; İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla işletmelerde (işletme sahibine)borçlu bulunduğu tutarların izlendiği hesaplardır.

Gelir idaresinin amacı, işletme sermayesinin vergi güvenliğini sağlamak için sermayenin, getirisi olarak addedilen kârın, herhangi bir yolla aşındırılmasını ve diğer müesseselerden az miktarda vergi ödenmesine neden olacak sebeplerin önüne geçme isteğidir. Vergi güvenliği açısından Muvazaa ve Örtülü sermaye önemli unsurlardır. Muvazaada, vergi idaresi tarafından işletmelerin kısmen ya da tamamen bilerek ve isteyerek sermaye unsurlarını borçlanma olarak gösterme, bu şekilde katlanmış oldukları faiz ve benzeri unsurları, kurum kazancından indirme şeklindeki kârı ortadan kaldıracak matrah aşındırma çabalarının önüne geçebilmektir. VUK 3. maddesinde ispat “Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” şeklinde ifade etmektedir. Serbest delil sistemi kullanarak sermayeyi bir borçlanma gibi göstermek muvazaalı işlemleri ortadan kaldırmak, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetine göre işlem yapmayı sağlamaktadır. Sermayenin yetersiz kaldığı, borçlanmanın gerçek olduğu, kurum kazancının zafiyete uğratıldığı durumlarda, örtülü sermaye müessesiyle kurum kazancının vergilendirilmesi güvenliği sağlanmaktadır.

Vergi kanunlarımızda örtülü sermaye KVK’nun 12.([2]) maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre, örtülü sermaye;

(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.

(2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır.

(3) Bu maddenin uygulanmasında;

  1. Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kar payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kar payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,
  2. Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini,

İfade eder.

Öz Sermaye Kavramı;

Kanun’un 12. maddesinin (3-b)uyarınca, öz sermaye kavramı kurumun VUK’nu uyarınca tespit edilmiş olan hesap dönemi başındaki öz sermayesini ifade etmektedir. VUK’nun 192 maddesine göre öz sermaye, aktif (mevcutlar ile alacaklar) toplamı ile borçlar arasındaki farktır. Yeni kurulan kurumlar bakımından kuruluş tarihindeki tespit edilen öz sermaye tutarıdır.

(4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır.

(5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.

(6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz:

  1. Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayri nakdi teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar.
  2. Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar.
  3. 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar.

ç. 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktöring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.

(7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

Kurumlar vergisi açısından örtülü sermaye ilişkin Danıştay VDDK kararında vergi mükellefleri lehine karar vermiştir. VDDK kararına göre iştirak eden şirketin kar payı olarak kabul edilmeyen kısım üzerinden ödenen örtülü sermaye, tüzel kişilerin mahsup yapabilmeleri için tahakkukun kesinleşmesi ve ödemesinin yapılmasını vergi idaresi aramaktaydı ve eleştiri konusu yapmaktaydı. Ancak, Danıştay VDDK’nın E. 2022/93 K. 2024/102 sayılı ve 06.03.2024 tarihli güncel kararı kapsamında, vergi idaresinin örtülü sermaye kapsamında düzeltme için “vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartı” sağlanmadığı gerekçesiyle düzeltme yapılamayacağından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca yapılan cezalı tarhiyatı hukuka aykırı bulmuştur.

GVK’da, KVK’ndaki gibi aynı amacı güden Gelir unsurlarının ortadan kaldırılmasını önlemek üzere 5615 sayılı Kanun ile GVK’nun 41 maddesinin birinci bendinin 5 fıkrasına ilave edilmiş ve madde metni yeniden düzenlenmiştir.

Buna Göre;

5- 5615 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle eklen,  Bu fıkranın 1 ila 4 numaralı bentlerinde yazılı olan işlemler hariç olmak üzere, teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır.

Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dâhil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır.

Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi hükmü uygulanır.

Örtülü sermayenin unsurları, yukarıya anıldığı gibi ilgili kanun maddelerinde ve tebliğlerde detaylı olarak düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan ve adı geçen hesaplar temettü ödemeleri hariç işletmeden ortaklara veya ortaklardan işletmeye ödünç verme ve benzeri işlemlerde kullanılmaktadır. Muhasebe sistemi uygulamalarında işletmenin sisteme uymayan ve işletmede gerçek mahiyetinden uzak olarak kullanılan bu hesaplar örtülü sermaye açısından ilişkilendirilmektedir.

Bu hesapların uygulanmasında tanımına uyulmadan yapılan işlemlerde, yapılan işin mahiyetinin esas alınması birçok vergi mahkemesi kararına ve Danıştay kararına konu olmuştur(*). Bu kararların birçoğunda hesapların işleyişinin işin mahiyetiyle örtüştüğü oranda örtülü sermaye olmadığına karar vermiştir. İşletmede ilgili hesabın kasa gibi kullanılması, ortağa aktarılan paranın iş avansı niteliğinde bulunduğu, belgesiz yapılan işler nedeniyle ortaklar üzerinde kalan paranın örtülü sermaye oluşturmayacağı gibi vb.

II- KATMA DEĞER VERGİSİ AÇISINDAN ÖRTÜLÜ SERMAYE

Örtülü sermaye üzerinden elde edilen kar payı kabul edilen faiz gelirlerinin katma değer vergisinin konusuna girip girmediği tartışma konusu olagelmiştir hep. KDVK’nun birinci maddesinde Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, katma değer vergisinin konusunu oluşturmaktadır. Vergi idaresinin yaklaşımında örtülü sermaye ile borç sağlanması finansman hizmeti niteliğindedir. Finansman niteliği karşılığı ödenen faizin ise KDV ne tabidir olduğu yaklaşımı benimsenmiştir. Ancak kar dağıtımı niteliği taşıyan örtülü sermaye dağıtımı KDV’nin konusuna girmemektedir.

Danıştay VDDK’nın E. 2021/499, K. 2023/94 sayılı ve 15.02.2023 tarihli ve E. 2021/263, K. 2023/95 sayılı ve 15.02.2023 tarihli güncel kararları kapsamında, vergi mahkemesinin örtülü sermaye kapsamındaki faiz ödemelerinde KDV tahakkukunu hukuka uygun bulan kararı kaldırılmıştır. Davacının örtülü sermaye üzerinden hesaplanan tutarların, dönem sonu itibarıyla kâr payı kabul edildiği kabul edilmiştir. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun birinci maddesinde sayılan katma değer vergisinin konusuna giren hususlar içerisinde kâr paylarının bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu tahakkuk eden vergide hukuka uygunluk bulunmadığı yönündeki temyiz talebi ise mahkemece kabul edilmiştir.

İşletmede kullanılan borçların örtülü sermaye sayılabilmesi için;

. Doğrudan veya dolaylı olarak ortak veya ortakla ilişkili kişiden temin edilmesi,

. İşletmede kullanılması,

Bu şekilde kullanılan borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun hesap dönemi başındaki öz sermayesinin üç katını aşması gerekmektedir (işletme tarafından ortaklardan veya ortaklar ile ilişkili kişilerden alınan öz sermayenin üç katına kadar olan borçlanmaların KVK 13. maddesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına tabi olduğu unutulmamalıdır).

Örneğin, KILIÇ Ltd.Şti.’nin dönem başı öz sermayesi 100.000.- TL’dir. Kayıtlı Sermayesi 1.000.000.-TL ve ortaklardan borç alma tarihinde ise sermayesi 150.000.-TL’dir. Varsayalım ki,  21.05.2024 tarihinde şirket gerçek kişi ortaklarından, % 5 sermaye payına sahip Ortak (E)’den 200.000.- TL, % 45 sermaye payına sahip Ortak (R)’den 100.000.- TL, yine % 50 payına sahip Ortak (T)’den ise 250.000.- TL işletme faaliyetlerinde kullanılmak üzere borç alındığı ve 31.12.2024 tarihinde ortaklara alınan borcun anaparası ile birlikte 90.000,- TL faiz ödemesi yapılmıştır.

Muhasebe Kaydı;

------------------------------------------- 21.05.2024-------------------------------------------

102

Bankalar Hesabı

550.000,-

 

 

331

Ortaklara Borçlar                                             

550.000,-

 

 

Ortak (E)

200.000,-

 

 

 

 

Ortak (R)

100.000,-

 

 

 

 

Ortak (T) 

250.000,-

 

 

---------------------------------------------///-------------------------------------------------

Ortaklara Borçlanma Ve Ödeme Tablosu

Ortaklar

Borçlanma Tarihi

Borç Ödeme Tarihi

Dönem Başı Öz Sermaye Tutarı

Ortaklardan Borçlanmalar

Ödemeler

Borç Tutarı toplamları

Öz sermayenin üç katını geçen tutar

Ödenen

Faiz

Ortak E

21.05.2024

100.000

200.000

200.000

Ortak R

21.05.2024

100.000

300.000

Ortak T

21.05.2024

250.000

550.000

250.000,-

31.12.2024

550.000

90.000

331 Ortaklara Borçlar Hesabındaki her hangi bir tarihte dönem başı öz sermayenin üç katını aşması örtülü sermaye kullanıldığı anlamına gelecektir.

Dönem başı öz sermayenin üç katı

(100.000x3=300.000,-)

Ortaklardan kullanılan borçlanma tutarı  

(200.000+100.000+250.000=550.000)

Örtülü sermayeye konu olan borçlanma tutarı   

(550.000–300.000=250.000)

Ortaklara Ödenen Faiz tutarı;

—Ortak (E) 

200.000/550.000x90.000=32.727,-

—Ortak (R) 

100.000/550.000x90.000=16.364,-

—Ortak (T) 

250.000/550.000x90.000=40.909,-

Toplam Faiz Tutarı

                                       = 90.000,-

Ortaklara ödenen faizin Örtülü sermayeye isabet eden ve kanunen kabul edilmeyen gider olarak yazılacak tutar;

—Ortak (E) 

200.000/250.000x32.727,-=  26.182,-

—Ortak (R) 

100.000/250.000x16.364,-=   6.546,-

—Ortak (T) 

250.000/250.000x40.909,-= 40.909,-

KKE Faiz Giderleri

=  73,637,-

------------------------------------------------31.12.2024--------------------------------------

780

Finansman Giderleri 

90.000,-

Ortak (E) 

26.182,-

Ortak (R)

6.546,-

Ortak (T)

40.909,-

950

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler

73.637,-

331

Ortaklara Borçlar 

90.000

 

Ortak (E)

26.182,-

 

 

Ortak (R)

6.546,-

 

 

Ortak (T)

40.909,-

 

951

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler

73,637,-

------------------------------------------31.12.2024------------------------------------------

331

Ortaklara Borçlar 

640.000,-

 

 

Ortak (E)

232.727,-

 

 

 

 

Ortak (R)

116.364,-

 

 

 

 

Ortak (T)

290.909,-

 

 

 

 

102

Bankalar Hesabı 

640.000,-

-----------------------------------------------///----------------------------------------------

KVK’nun 11/-b bendinde Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler. Kanunen kabul edilmeyen gider olarak sayılmıştır. GVK ‘da ise 1 ile 4 maddeleri hariç olmak üzere düzenlenmiştir.

21.05.2024 tarihinde işletmenin ortaklarından yapmış olduğu borçlanma tutarı, dönem başı öz sermayenin üç katını geçmiş ve örtülü sermaye oluşmuştur. İşletmenin borçlanmış olduğu ve öz sermayenin üç katını geçen tutar üzerinden ödenen faizler örtülü sermayenin konusunu oluşturacak ve gider olarak kabul edilmeyecektir (İşletmenin üç katını geçene kadar yapmış olduğu borçlanmalarda Transfer fiyatlandırmasının konusu oluşturacaktır. Bu makalenin konusu olmadığı için sadece dikkat çekilmiştir.).

İşletmenin ortaklardan elde ettiği borçlanmaların, herhangi bir tarihte sermayenin üç katını geçmesi durumunda, ortaklara söz konusu borç için herhangi bir faiz, kur farkı ve benzeri bir gider hesaplanmamış ise örtülü sermaye oluşmakla birlikte işletmenin herhangi birinde bir düzeltme yapılmamalı, ancak belirtilen durum transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına engel olmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. Mal ve Hizmet alımı ve mal ve hizmet satımı nedeniyle alınan avanslarda nakit nitelikli olması ve işletme için bir borç doğurması nedeniyle örtülü sermayenin konusuna girmektedir([3]).

III- SONUÇ

Örtülü sermaye, 5520 sayılı kanunla genel hatları daha belirgin olarak tespit edilmiştir. Buna rağmen birçok yargı kararından da anlaşacağı üzere, Ortaklar Cari hesabının örtülü sermayesi müessesesi kapsamında değerlendirilebilmesi için hesap mahiyetinin açık olarak belirlenmesi gerekmektedir. Ortaklar cari hesabının özellikle (131–231) hesabına yapılan tüm kayıtların işletmenin faaliyetleri ile ilgili olduğunun açık olması veya anlaşılması, salt muhasebe kayıtlarında ortaklar cari hesabı kullanılmış olması ve gerekçesi nedeniyle örtülü kazanç değerlendirmesi yapılması mümkün değildir. Diğer taraftan (331–431) hesaplarında ise herhangi bir tarihte başlangıç sermayesinin üç katını aşması durumunda örtülü sermaye kazancı oluşmuş olmaktadır. Ancak ortaklardan alınan borçlar için herhangi bir faiz ve benzeri şekilde bir sermaye unsuru (kâr transferini çağrıştıran; faiz, kur farkı vb.) ödenmiyorsa herhangi bir düzeltmeye gidilmemelidir.

Son VDDK kararında işletmenin örtülü sermaye dağıtımında kar olarak faiz gelirlerinin KDV’nin konusuna girmemesi nedeni ile KDV hesaplanamayacağı kararı verilmiştir. Kâr dağıtımı  aşılan kısımların taraflarca ödeme ve tahakkukun kesinleşmesi beklenmeden de düzeltme yapılabileceği yine aynı Danıştay kararının konusu olmuştur.

İşletmelerde kullanılan ve işletmenin amacına, hesabın kullanılış niteliğine uygun olan,  Cari Hesap yoluyla ortaklara verilen borçlar ve ortaklardan alacaklar nedeniyle, faiz tahakkuk ettirilmesinin örtülü kazanç olarak değerlendirilmesi için tek başına yeterli olmadığı söylenebilir. Bu da ilgili hesapların niteliği ile işletme amaçları arasındaki uygunluğa dikkat edilmesi önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

(*) 1-Danıştay Vergi Dava Dairler Genel Kurulu’nun 13.06.2003 tarih E:2002/631,K:2003/332 Sayılı kararı

2-Danıştay 7. Dairesi’nin 15.04.2004 tarih ve E:2001/3134, K:2004/1040 sayılı kararı

Ertuğrul KILIÇ*

E-Yaklaşım / Şubat 2025 / Sayı: 386

* SMMM-Bağımsız Denetçi

[1] Kanun No/Kabul Tarihi: 3568 – 1.6.1989 Resmi Gazete Sayısı / Tarihi: 20194 – 13.6.1989

[2] Kanun No/Kabul Tarihi: 5520 – 13.6.2006 Resmi Gazete Sayısı / Tarihi: 26205 – 21.6.2006

[3] ALINAN AVANSLAR; İşletmenin çeşitli nedenlerle gelecekte satışını yapacağı mal ve hizmet teslimleri için alınan veya verilen değerleri temsil eden avanslar sipariş üzerine mal alışı yapan işletmenin hazırlık aşamasında üretim sürecinin finansmanını sağlamak üzere verilen tutarlardır. KVK 1 seri Genel Tebliği’nde avansların hangi amaçla verilmiş olursa olsun işletmeye finansman imkânı sağladığının açık olduğu; dolayısıyla alınan avanslarında işletme bakımından alınan borç olarak değerlendireceği ve örtülü sermaye hesaplanmasında dikkate alınacağını ifade edilmiştir.

Yıllara yaygın inşaat işlerinde hak edişler karşılığı olarak alınan istihkak bedellerinin ise örtülü sermayenin hesabında borç unsuru olarak dikkate alınmasının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir.