Ancak bugünlerde olup bitenlere bakınca benim gibilerin sesi hiç duyulmamış diye düşünmeye başladım. Ülkeyi yöneten tek adam rejimi sanki başka bir dünyada yaşıyor. Bazen acaba aynı ülkede yaşamıyor muyuz diye şüpheye de kapılıyorum!
Yaklaşık 2 yıl önce göreve gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, rasyonel politikalara dönüyoruz diye işe başladı. Programın faturası maalesef sadece sabit gelirlilere, emekçilere ve emeklilere kesildi. Kamu tasarruf etmedi, üstelik zenginimiz daha zengin olmaya devam etti.
Bu minvalde iki yıldır toplumda derinleşen yoksullukla birlikte yürütülen enflasyonla mücadele programı, cari dengeyi riskli bölgeden çıkarma çabaları, devalüasyon krizine girmemek için döviz biriktirme gayretleri, bir miktar sonuç verecek diye bekleniyorken siyaset sahnesinden gelen operasyonla birlikte turplar heybeden çıkmaya başladı ve her şey altüst oldu. Heybede yeni turpların olduğu da söyleniyor.
Resmi açıklamalara göre üç günde 25 milyar dolar civarında rezerv satıldı. Faizler yükselmeye başladı. Şimdilerde enflasyon tahminleri yukarı doğru revize ediliyor. Türkiye’nin yurtdışından kredi bulurken ödediği kredinin risk primi (CDS) yükselmeye başladı. Ekonomide biraz istikrar olsun diye dar gelirlilerin ödediği bütün bedeller de heba oldu. Ülke nüfusunun en az yüzde 70’i zaten açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Şirket iflaslarında ve konkordato başvurularında dramatik artışlar var. Geniş tanımlı işsiz (yüzde 28.4) sayısı 11.4 milyona çıkmış bulunuyor. İstihdam azalıyor. Şimdi ücretlerin ve maaşların alım gücündeki erimenin daha da hızlandığını göreceğiz.
ÜLKE, SİYASİLERİN KOLTUK HIRSINA KURBAN EDİLİYOR
Peki neden? Koltuk bir kişiye baki kalsın, Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olamasın diye. Diploması iptal olsun. Onun ve etrafındakilerinin de mallarına ve şirketlerine el konsun. Diploma iptali ayrı bir hukuk garabeti. Peki anayasa tarafından güvence altına alınan, demokratik hukuk devletinin en temel haklardan olan mülkiyet hakkı ne olacak?
Ortada daha iddianame bile yokken kimse bana bu hakkın kamu yararı adına sınırlandığını söylemesin. Basına servis edilen suç isnatları ve gizli tanık ifadeleri ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ifadesiyle somut delil ve kanıtlara dayanmadığı anlaşılıyor. Oysa, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/5. maddesine göre; mahkûmiyet için bir suçun, sanık tarafından işlendiğinin şüpheye yer vermeyecek, kesin ve somut delillerle ispatlanması, diğer bir ifadeyle masumiyet karinesinin aksinin ispatlanması gerekmiyor mu?
Sistemli yandaş ekonomisini icat edenler, kamu ihale yasasını yüzlerce kez değiştirenler, KOİ projelerinin ve Varlık Fonu’nun mimarları belli ki bizim aklımızla dalga geçiyorlar. Meşhur terör örgütüyle ilişkilendirme konusu ise artık Türkiye’de trajikomik bir hal almış görünüyor. Bu ülkede kimlere terörist denmedi ki!
Şimdi soruyorum size, bu durumda siyasette olan veya muhalif olan herkesin özgürlüklerine, kazanılmış haklarına, mallarına, mülklerine ve şirketlerine el konabilir mi? Böyle bir endişe, serbest piyasa ekonomisini de demokratik hukuk düzenini de temelden işlemez hale getirmez mi?
GENÇLER NEDEN SOKAĞA ÇIKIYOR?
18 Mart’ta diploma iptaliyle başlayan operasyon adeta toplumda bir kırılmaya neden oldu, geçinemeyenler, ülkenin ve kendilerinin geleceklerinden endişe duyanlar sokağa çıkmaya başladı. Adeta CHP’yi önderlik etmeye mecbur bıraktılar. Çünkü toplumun büyük bir kesimi zorluklar içinde yaşıyor. Toplum mutsuz ve umutsuz. Aslında herkes kendi derdi için sokağa çıkıyor.
Üstelik yurttaşlar, iktidar üzerindeki tek etki gücü olan oy verme hakklarının da tehlikeye girdiğini, demokrasinin kıymetli bir şey olduğunu görmeye başladılar. Hukukun üstünlüğü yerine güçlünün hukuku geçerse sahipsiz kalacaklarının ilk kez farkına varıyorlar.
En çok da gençler olup bitenin farkında. Çünkü gençlerin bir geleceği var ve bu gelecekten endişe duyuyorlar. Dar tanımlı genç işsizlik, TÜİK rakamlarına göre bile yüzde 15’e çıkmış bulunuyor. Üniversiteler, bilimsel eğitim kalitelerini ve özgürlük atmosferlerini kaybediyor. Okumak için yurt bulamayan, imkânsızlıktan evlenmeye cesaret edemeyen bu gençler bizim çocuklarımız. Sokakta polisin her türlü hukuk dışı şiddetine maruz kalıyorlar, sorgusuz ve sualsiz tutuklanıyorlar. Gençlerimize kıymayın efendiler. Bugün bayramın birinci günü, Anadolu’nun kadim bilgeliği ve sevgi diliyle kucaklasın hepimizi. Bayramımız kutlu olsun.